Tam diş protezleri, ağızlarında hiç dişi kalmamış (tam dişsiz) veya mevcut dişlerinin çekilmesi zorunlu olan hastalar için geliştirilmiş protetik çözümlerdir. Total protezler olarak da bilinen bu cihazlar, sadece eksiklerin giderilmesini değil, aynı zamanda kaybedilen estetik görünümü, sağlıklı çiğneme fonksiyonunu (fonksiyon) ve doğru konuşma yeteneğini (fonasyon) geri kazandırmayı amaçlar.
Tedavi, protezin ağız dokularıyla maksimum teması ve tutuculuğu sağlamak amacıyla diş hekimi tarafından alınan titiz ve detaylı ölçülerle başlar. Laboratuvar, bu ölçülere dayanarak protezin estetik gereksinimlerini (renk, form, yüz hattı uyumu) ve fonksiyonel gereksinimlerini belirler.
Protezin ağızda sabit durması, tutuculuk (retansiyon) ve sabitlik (stabilite) faktörlerine bağlıdır. Bu tutuculuk, protezin yüzey genişliği ile doğru orantılı olan ve tükürük sıvısı ile etkinliği artan adezyon (yapışma) kuvvetleri ile sağlanır. Üst protezlerde tutuculuk, üst çene anatomik yapısı nedeniyle genellikle daha yüksektir. Ancak alt çene protezleri, daha az yüzey alanı ve dilin sürekli hareketli olması (kassal faktörler) nedeniyle doğası gereği daha zor tutunur. Bu zorluk, hastaların alt protezlerinden üst protezlerle aynı sabitliği beklememeleri gerektiği anlamına gelir; bu, tedavi sürecinde yönetilmesi gereken bir beklentidir.
Ne Kadar Sürer?
Protezin yapım ve klinik uyumlandırma süreci, hastanın anatomisine ve gereken ayarlamalara bağlı olarak değişmektedir. Asıl önemli olan, proteze alışma (adaptasyon) sürecidir.
Adaptasyon süreci, fiziksel ve psikolojik olarak iki aşamada ilerler:
- Fiziksel Konfor (1. Ay): Ağrının azalması ve çiğneme etkinliğinin artması gibi fiziksel rahatlama genellikle bir ay içinde gerçekleşir. Bu süre zarfında diş etleri sertleşmeye başlar ve çiğneme alışkanlığı gelişir.
- Psikolojik Adaptasyon (3. Aya Kadar): Protezin yabancı bir cisim olarak hissedilmemesi ve hastanın sosyal yaşamda tam özgüvenle kullanabilmesi gibi psikolojik adaptasyon süreci ise üç aya kadar uzayabilir.
İyi bakılan bir tam protezin ömrü genellikle 5 ila 10 yıl arasında kabul edilir. Ancak dişler çekildikten sonra çene kemiğindeki erime (rezorpsiyon) nedeniyle protezin uyumu zamanla bozulur. Uyum bozukluklarının kemik kaybını hızlandırmaması için yılda en az bir kez periyodik kontrol yapılması ve hekim tarafından reline (astarlama) gibi ayarlamaların yapılması gereklidir.
Acılı Bir İşlem Mi?
Tam protezlerin ölçü alma ve yerleştirme aşamaları ağrısızdır. Ancak protez ilk takıldığı zaman bir adaptasyon dönemi yaşanır. Bu dönemde hafif ağrı, kızarıklık, tahriş, aşırı tükürük salgısı veya protezin yabancı bir cisim olarak algılanmasına bağlı bulantı hissi gibi geçici rahatsızlıklar sık karşılaşılan durumlardır.
En yaygın rahatsızlık, protezin bazı kenarlarının ağız dokularına baskı yaparak “vuruk yerleri” (sore spots) oluşturmasıdır. Bu durum normaldir ve hastanın bu yerleri mutlaka diş hekimine bildirmesi gerekir. Hekim tarafından yapılan hassas aşındırmalar ile rahatsızlık kısa sürede giderilir ve protez konforlu hale gelir. Hastaların, protezlerine ağrı hissettiklerinde kendi başlarına müdahale etmeleri kesinlikle önerilmez; bu, geri dönüşü olmayan hasarlara yol açabilir.
Gece Çıkarma Zorunluluğu: Tam protez kullanan hastalar için birincil enfeksiyon ve ağrı kaynağı, protezin gece çıkarılmamasıdır. Protezin gece çıkarılması sadece bir konfor tavsiyesi değil, ağız dokularının dinlenmesini, kan dolaşımının normale dönmesini ve sürekli baskının ortadan kaldırılmasını sağlayan hayati bir biyolojik zorunluluktur. Protezle uyumak, mantar kaynaklı “protez stomatiti” gibi enfeksiyonlara ve çene kemiği üzerinde sürekli baskı uygulayarak kemik erimesinin hızlanmasına neden olabilir.

