Farkında Olmadan..

Çoğu insan için gece uykusu, vücudun kendini yenilediği ve kasların dinlendiği huzurlu bir süreçtir. Ancak bazı bireyler için bu durum, çene kaslarının yüksek yoğunlukta bir antrenman yaptığı, farkında olunmayan, istemsiz bir mücadeleye dönüşür. Sabahları hissedilen tuhaf bir baş ağrısı, çene çevresindeki sertlik ve yüzdeki derin yorgunluk hissi, bu gece savaşının günlük hayata yansıyan faturalarıdır.

Bu durumun tıbbi adı Bruksizmdir. Bruksizm, kişinin bilinçsiz biçimde dişlerini sıkması, kenetlemesi veya birbirine sürtmesiyle gelişen, çiğneme gibi fonksiyonel bir amacı olmayan parafonksiyonel (olağan fonksiyon dışı) bir çene rahatsızlığıdır.   

Bruksizm: Geceleri Çenemizde Neler Oluyor?

Bruksizm, gerçekleşme zamanına göre iki ana tipe ayrılır ve her ikisi de farklı tetikleyicilere sahiptir:

  1. Uyku (Nokturnal) Bruksizmi: Bruksizmin en sık gözlenen türüdür ve uyku sırasında ortaya çıkar. Uluslararası Uyku Bozuklukları Sınıflaması’nda bu durum, “uyku esnasında mevcut olan, diş sıkma ve gıcırdatmayla karakterize bir hareket bozukluğu” olarak tanımlanır. Hastalar genellikle durumun farkında olmazlar. Bu durum, uyku sırasında gürültülü dişleri birbirine sürtme sesinin genellikle bir uyku partneri tarafından fark edilmesiyle anlaşılır. Sabahları çene kaslarında yorgunluk, dişlerde sızlama veya baş ağrısıyla uyanmak, nokturnal bruksizmin en belirgin göstergelerindendir.   
  2. Uyanık (Diurnal) Bruksizm: Gündüz farkında olmadan dişleri sıkma veya çene kaslarını germe eylemidir. Bu tip bruksizm, yoğun stres, anksiyete veya derin odaklanma anlarında bilinçsizce gerçekleştirilen bir alışkanlıktır. Uyanık bruksizmin kadınlarda daha sık görüldüğü rapor edilmiştir.   

Sabah baş ağrısı ve yüz yorgunluğu gibi belirtiler, çiğneme kaslarının gece boyunca istemsizce aşırı çalıştığının ve dinlenemediğinin doğrudan bir sonucudur. Bu belirtiler, hastaların bir uzmana başvurmasını sağlayan ilk ve en önemli tanısal ipuçlarını oluşturmaktadır. Bu durum, henüz dişlerde kalıcı deformasyon oluşmadan erken müdahale şansı sunduğu için kritik öneme sahiptir.   

Bruksizmin yaygınlığı, çocuklarda %14 ile %20 arasında, 18-29 yaş arası genç yetişkinlerde ise %13 civarında rapor edilmiştir. Bu yüksek prevalans oranları , sabah ağrısı gibi semptomların yalnızca kişisel bir rahatsızlık değil, aynı zamanda ciddi bir halk sağlığı meselesi olduğunu ortaya koymaktadır.   

Bölüm 1: Dental Yanıt (Periferal Hasar) – Yorgunluğun ve Ağrının Sebebi

Sabahları hissedilen fiziksel şikayetler, çene sisteminin geceleri uyguladığı aşırı kuvvete karşı verdiği fizyolojik yanıttır. Bu kuvvetler, kaslar, eklemler ve dişler üzerinde yıkıcı etkiler yaratır.

Çene Kaslarının Sürekli Maratonu ve Yüz Yorgunluğu

Diş sıkma eylemi sırasında yüzün en güçlü kasları olan Masseter (ana çene kası) ve Temporal (şakak kası) kaslara, normal çiğneme kuvvetinin kat kat üzerinde bir yük binmektedir. Bu durum, kasları sürekli bir gerilim altında tutar ve dinlenmelerini engeller.   

Tıpkı uzun süreli ve ağır bir egzersiz sonrasında vücudun diğer kaslarında olduğu gibi, çene kaslarındaki bu kronik ve yüksek yoğunluklu kasılmalar (spazmlar), kas dokusunda oksijenin azalmasına (iskemi) neden olabilir. Oksijen azlığı, metabolik atıkların ve laktik asidin birikimiyle sonuçlanır. Literatürde, gece iskemisinin bruksizmle ilişkili kas ağrısı mekanizmalarından biri olduğu belirtilmektedir. Bu birikim, sabahları hissedilen o derin, açıklanamayan yüz yorgunluğuna, kaslarda sertliğe ve ağrıya yol açar.   

Bu sürekli aşırı çalışma sadece ağrıya neden olmakla kalmaz, aynı zamanda fiziksel yapısal değişikliklere de yol açar. Kronik bruksizm, Masseter ve Temporal kaslarda büyüme (hipertrofi) meydana gelmesine neden olabilir. Bu hipertrofi, yüzde kareleşme veya kas tonusunda artış (kare yüz) şeklinde uzun süreli estetik etkilere yol açabilir. Bu durum, bruksizmin sadece bir “uyku alışkanlığı” değil, ilerleyici bir “biyomekanik hastalık” olduğunu göstermektedir.   

Temporomandibular Eklem (TME) Üzerindeki Etkiler

Temporomandibular eklem (TME), alt çeneyi kafatasına bağlayan hassas bir menteşe eklemidir. Bruksizm sırasında uygulanan kontrolsüz ve yüksek kuvvetler, TME’nin yapısını tehdit eder.   

Uzun süre devam eden diş sıkma, eklem içindeki hassas kıkırdak diskin (yastıkçık) yer değiştirmesine veya hasarlanmasına (disk dislokasyonu) neden olabilir. Bu durumun klinik sonuçları şunlardır:   

  • Eklem Sesleri: Ağız açma ve kapama hareketleri sırasında eklemden gelen klik, çıtırtı veya patlama sesleri. Daha ileri dejeneratif evrelerde, kemik sürtünmesine bağlı olarak krepitasyon sesi duyulabilir.   
  • Ağrı ve Hareket Kısıtlılığı: Çene ekleminde ağrı, sertlik ve ağız açma/kapamada zorluk veya kısıtlılık.   
  • Kulak Şikayetleri: TME’nin anatomik olarak kulağa çok yakın olması nedeniyle, eklemdeki hasar ve iltihaplanma, kulak çevresinde ağrı, dolgunluk hissi veya kulak çınlamasına (tinnitus) yol açabilir.   

Bruksizmin neden olduğu TME disfonksiyonu, eklem ağırlık taşıyan bir eklem olmasa bile, parafonksiyonel aktivitelerdeki aşırı stres nedeniyle osteoartrit benzeri dejeneratif değişikliklerin gelişmesine katkıda bulunabilir.   

Diş Dokularının Yıkımı

Bruksizm, çene sistemine binen aşırı yükün en kalıcı etkilerini dişlerde gösterir. Gece boyunca süren temas ve sürtünme, dişlerde yüzey aşınmalarına, diş minesinin incelmesine ve hassasiyet oluşumuna neden olur.   

İlerleyen vakalarda bruksizm, dişlerde çatlaklar, kırıklar, köşelerin aşınması ve dişlerin kısa görünmesi gibi ciddi ve kalıcı hasarlara yol açar. Özellikle dişlerin kesici kenarlarındaki aşınmalar (insizal diş aşınması), bruksizmin varlığını gösteren önemli objektif bulgulardan biri olarak kabul edilir. Diş minesindeki kayıp çok fazla olduğunda, alttaki sarı doku olan dentin ortaya çıkar ve bu da sıcak-soğuk hassasiyetini belirginleştirir.   

Bölüm 2: Nörolojik Köken (Santral Etki)

“Dişleri sıkan, dişlerin kendisi midir, yoksa beynimiz midir?” sorusu, modern bruksizm araştırmalarının temelini oluşturur. Sabah ağrısı dental olsa da, bu ağrıya neden olan eylemin kökeni merkezi sinir sistemine (MSS) dayanır.

Merkezden Çevreye Doğru Kayma

Bruksizmin patofizyolojisi ve etiyolojisi, 1960’lardan beri yoğun bir araştırma konusudur ve hala tartışmalı yönleri bulunmaktadır. Geçmişte, dişlerin kapanışındaki uyumsuzluklar (oklüzal bozukluklar) veya çene anatomisindeki morfolojik faktörler temel neden olarak gösterilmekteydi.   

Ancak güncel bilimsel yaklaşım, nokturnal bruksizmin etiyolojisinde santral faktörlerin (patofizyolojik ve psikolojik) morfolojik (dental) özelliklerden daha baskın olduğunu ileri sürmektedir. Bruksizm, esasen MSS kaynaklı bir hareket bozukluğudur.   

Patofizyolojik Merkezi Faktörler

Bruksizm, uyku sırasında mevcut olan ve dopaminerjik sistemdeki düzensizlikler, uykunun mikro-uyanma reaksiyonları ile ilişkilendirilen ritmik mastikatuar kas aktivitesi (RMMA) olarak ortaya çıkar. Geceleri çene kaslarının fazik (kısa, ritmik) veya tonik (uzun süreli) kasılmalar şeklinde istemsizce aktifleşmesi, nörolojik kontrolün uyku sırasında bozulduğunu göstermektedir.   

Psikolojik Faktörler: Stres ve Anksiyete

Bruksizmi tetikleyen en önemli merkezi faktörler şüphesiz psikolojiktir. Kaygı, stres, öfke, hayal kırıklığı veya genel yaşam gerginliği gibi olumsuz duygular, bruksizm davranışını tetikler.   

Ayrıca, mükemmeliyetçilik, rekabetçilik, agresiflik veya duygusal ifade güçlüğü gibi belirli kişilik özellikleri olan bireylerde bruksizm riski önemli ölçüde artmaktadır. Uyanık bruksizm de yoğun stres altında veya derin odaklanma sırasında bilinçsizce diş sıkma şeklinde ortaya çıkar.   

Uyku Kalitesinin Kritik Rolü

Bruksizm genellikle tek başına ortaya çıkmaz; sıklıkla ikincil (semptomatik) formları mevcuttur ve altta yatan bir uyku bozukluğu ile güçlü bir bağlantı içindedir.   

  • Uyku Apnesi İlişkisi: Uyku apnesi ve horlama gibi ciddi uyku bozuklukları, bruksizmi tetikleyebilir. Uyku apnesi sırasında nefes durduğunda, vücut otomatik olarak tepki verir ve çene kasları kasılarak solunumu yeniden başlatmaya çalışır; bu kasılma da diş sıkmaya yol açar. Bu durumda, altta yatan uyku apnesinin tedavi edilmesi, bruksizmi önlemenin en etkili yolu olabilir.   
  • İlaç Kullanımı ve Diğer Hastalıklar: Bazı ilaçların (özellikle seratonin geri alım inhibitörleri gibi antidepresanlar), huzursuz bacak sendromunun, reflünün veya epilepsinin de bruksizmi tetiklediği bilinmektedir.   

Bu kanıtlar, bruksizmin nörolojik bir tetikleyicinin periferik bir yansıması olduğu gerçeğini pekiştirmektedir. Başarılı bir tedavi, sadece fiziksel semptomları (diş aşınması, ağrı) ele almak yerine, merkezi sinir sistemini yeniden eğitmeyi ve uyku kalitesini restore etmeyi hedeflemek zorundadır. Sadece dişleri korumaya odaklanmak, merkezi nedeni göz ardı etmek anlamına gelir. Bu nedenle Bilişsel-Davranışçı Terapi (BDT) ve stres kontrolü, dental tedavi yaklaşımlarından bağımsız düşünülemez, kök nedene yönelik kritik adımlardır.   

Bölüm 3: Baş Ağrısı İkileminin Çözümü

Bruksizm kaynaklı sabah baş ağrısı, genellikle hastalar tarafından migren veya genel baş ağrısı olarak yanlış yorumlanabilmektedir. Ancak bu ağrı, dental sistemin fizyolojisi ve anatomisi ile yakından ilişkilidir.   

Bruksizm Kaynaklı Baş Ağrısı Mekanizması

Diş sıkma eylemi, Temporal (şakak) ve Masseter kaslarını sürekli gerilim altında tuttuğu için, bu gerilim başın çevresine yayılır. Bruksizmin neden olduğu baş ağrısı, tıp literatüründe sıklıkla Gerilim Tipi Baş Ağrısı (GTHA) olarak sınıflandırılır.   

GTHA, kafada doluluk veya baskı hissiyle karakterizedir; alın, şakak bölgesi, kafa derisi, boyun ve omuzlarda hassasiyetle kendini belli eder. Diş sıkma eylemi sırasında bu kasların aşırı çalışması, şakak bölgesine kadar uzanan ağrıya yol açar ve bu da migren benzeri, açıklanamayan kronik baş ağrılarına neden olabilir.   

Uzun süre devam eden kontrolsüz diş sıkmanın ve buna bağlı TME disfonksiyonunun, kronikleşmiş ve inatçı baş ağrılarının temel tetikleyicisi olduğu belirtilmiştir.   

Tedavi Yaklaşımında Önceliklendirme

Bruksizm kaynaklı baş ağrıları, esasen ikincil bir sonuçtur; yani nörolojik bir rahatsızlıktan ziyade kas-iskelet sisteminden kaynaklanır. Hastalar sıklıkla ağrıları için nörolojiye başvurur, ancak eğer ağrının kaynağı çiğneme kaslarının kronik yorgunluğu ise, sadece ağrı kesici veya kas gevşetici ilaçlar kullanmak geçici bir rahatlama sağlar.   

Eğer baş ağrısı, Temporomandibular kasların aşırı kuvvetinden kaynaklanıyorsa, tedavi önceliği semptomdan (ağrı), kaynağa (aşırı kas gücü) kaymalıdır. Bu durumda, gece plağı veya botoks gibi kas aktivitesini azaltıcı dental tedaviler, nörolojik semptomu kökünden hafifletmede çok daha başarılı olmaktadır. Bu tür ağrıların yönetiminde, fizik tedavi (ısı ve germe egzersizleri) ve bilişsel davranışçı tekniklerle desteklenen multidisipliner bir yaklaşım şarttır.   

Bölüm 4: Uzman Görüşü ve Tanı Yöntemleri: Cevap Ne?

“Gece Dişlerini Sıkanlarda Sabah Baş Ağrısı ve Yüz Yorgunluğu: Nörolojik mi, Dental mi?” sorusunun cevabı, artık çok daha derinlikli bir bakış açısı gerektirmektedir. Bruksizm, nörolojik olarak tetiklenen, dental ve müsküler yapıda sonuçlanan iç içe geçmiş bir döngüdür.

Faktör AlanıSantral (Nörolojik/Psikolojik) KökenPeriferal (Dental/Anatomik) Köken
Temel KaynakMerkezi Sinir Sistemi (MSS) hareket bozukluğu, Stres, Anksiyete. Çiğneme kaslarının hiperaktivitesi, Diş kapanış sorunları. 
Hiyerarşideki RolüAna Tetikleyici ve Başlatıcı (Modern bilimsel görüşe göre baskın).Sonuçsal Hasar ve Şiddetlendirici (Semptomları artırır, TME’ye zarar verir). 
Klinik YansımasıSabah baş ağrısı, Yorgun uyanma, Uyku apnesi birlikteliği. Diş aşınmaları, TME’de klik/kilitlenme, Yüz kaslarında sertlik. 
İlgili UzmanlıkNöroloji, Psikoloji/Psikiyatri, Uyku Bozuklukları Uzmanlığı.Diş Hekimliği (Protetik, Çene Cerrahisi), Fizyoterapi. 

Bu tablo, tedavinin neden tek bir alana odaklanmaması gerektiğini açıkça göstermektedir.

Tanı Yöntemleri: Objektif Verilerin Önemi

Bruksizmin sübjektif doğası nedeniyle (çünkü kişi genellikle farkında değildir), tanı koymak için dünya genelinde kabul görmüş ortak bir görüş bulunmamaktadır. Bu nedenle doğru tedavi planlaması için objektif verilere ihtiyaç vardır.   

  1. Klinik Muayene: Diş hekimi tarafından yapılan kapsamlı muayenede, diş aşınmaları (atrizyon), dişlerde sallanma, iç yanak veya dildeki ısırık izleri, diş hassasiyeti ve Temporomandibular Eklem (TME) fonksiyonları değerlendirilir.   
  2. Polisomnografi (PSG) ve EMG: Uyku ile ilişkili bruksizmin kesin tanısında Polisomnografi (PSG), literatürde “altın standart” olarak kabul edilmektedir. PSG tetkiki sırasında Masseter Kas Elektromiyografisi (EMG) kayıtlaması yapılır. Bu kayıtlar, uyku esnasında ortaya çıkan ritmik çiğneme kası aktivitesini (RMMA) ve kasılma şiddetini ölçer.   
  3. Görüntüleme Yöntemleri: TME’de hasar şüphesi varsa, eklem diski ve çevresindeki yumuşak dokuları detaylı incelemek için Manyetik Rezonans Görüntüleme (MRG) kullanılır. Ayrıca kemik yapılarda meydana gelen dejeneratif değişiklikler de incelenir.   

Tanı yöntemlerinin çeşitliliği, bruksizmin tek bir tedaviye yanıt vermediğinin kanıtıdır. EMG ile elde edilen kas gücü ve aktivitesi gibi objektif ölçümler sayesinde, tedavi yaklaşımları (özellikle Botoks dozu veya splint tasarımı) hastanın gerçek biyomekanik verilerine göre kişiselleştirilebilir. Örneğin, eğer EMG sonuçları yüksek kas aktivitesi gösteriyorsa, kas gücünü azaltıcı tedavilere (Botoks) öncelik verilmesi, tedavi başarısını artıracaktır.   

Bölüm 5: Etkili Tedavi Yöntemleri ve Yönetim Stratejileri

Bruksizm tedavisinde amaç, dişleri ve eklemi hasardan korumak ve merkezi tetikleyicileri kontrol altına almaktır. Modern tedavi, bu iki amacı birleştiren multidisipliner bir yaklaşımı gerektirir.

Mekanik Koruma ve Eklem Stabilizasyonu: Oklüzal Splintler

Oklüzal splintler (gece plakları), bruksizm tedavisinde en sık kullanılan yöntemlerden biridir. Kişiye özel olarak hazırlanan bu apareylerin temel işlevi, dişler arasındaki doğrudan teması ve sürtünmeyi engelleyerek aşınmayı azaltmaktır.   

Splintlerin etki mekanizması şunları içerir:

  • Eklem Konumlandırma: Splintler, çene ekleminin (TME) anatomik olarak doğru bir pozisyonda (sentrik ilişki) konumlanmasını sağlar, böylece çene eklemine binen baskıyı hafifletir ve çiğneme kaslarının gevşemesine yardımcı olur.   
  • Kas Aktivitesi Azalması: Oklüzal splint kullanımıyla, Masseter kas aktivitesinde belirgin bir azalma elde edildiği ve kas aktivitesindeki asimetrinin belirli düzeyde azaltılabildiği bilimsel çalışmalarla gösterilmiştir.   

Ancak oklüzal splintlerin, bruksizmi tamamen ortadan kaldırmadığı, ancak dişlerde ve çene ekleminde oluşabilecek hasarları ve problemleri önlemede başarılı olduğu unutulmamalıdır. Bu tedavi yönteminin etkinlik oranı ortalama %85-90 olarak bildirilmiştir.   

Kas Gücünü Yönetme: Botoks Uygulaması

Özellikle şiddetli bruksizm ve buna bağlı kronik gerilim tipi baş ağrısı vakalarında, Botulinum Toksini (Botoks) uygulaması etkili bir çözüm olarak öne çıkmıştır.   

  • Mekanizma: Botoks, bruksizmde en çok aktifleşen Masseter ve Temporal kaslara doğrudan enjekte edilir. Toksin, nöron-kas iletişimini geçici olarak bloke ederek kasların aşırı kasılmasını engeller, böylece çiğneme kuvvetini anlamlı ölçüde düşürür.   
  • Faydaları: Uygulama, diş sıkma sıklığını, ağrı düzeylerini ve maksimum kapanma kuvvetini azaltır. Bu, hem sabah ağrılarını hafifletir hem de dişlerdeki aşınma hızını yavaşlatır. Ayrıca, masseter kasının boyut olarak küçültülmesiyle daha ince ve oval bir yüz hattına sahip olma gibi kozmetik faydalar da sunabilir (kareleşmiş yüz görünümünü azaltır).   
  • Protokol ve Etkinlik: Botoks uygulaması hızlı, tek seanslık ve cerrahi gerektirmeyen bir işlemdir. İlk etkiler genellikle 3–5 gün içinde başlar, maksimal rahatlama 2–3 hafta sonra görülür ve etki süresi ortalama 4–6 ay kadar sürer. Etkinlik oranı %70-80 civarındadır. Uygulama, hastanın kas kitlesi ve şikayet düzeyine göre doğru doz ayarı yapılarak tecrübeli bir hekim tarafından yapılmalıdır.   

Kök Nedene Odaklanma: Psikolojik ve Davranışsal Yaklaşımlar

Bruksizm, merkezi kökenli olduğu için, uzun vadeli ve sürdürülebilir bir başarı elde etmek, merkezi tetikleyicileri kontrol altına almayı gerektirir.

  1. Bilişsel-Davranışçı Terapi (BDT) ve Stres Yönetimi: Bu yaklaşım, hastanın bruksizm konusunda farkındalığının artırılmasına ve çene aktivitelerini bilinçli olarak kontrol edebilme yeteneğinin kazandırılmasına dayanır. Stres kontrolü ve gevşeme teknikleri, duygusal kökenli bruksizmi yönetmede vazgeçilmezdir. Tedavide etkinliği %60-75 olarak rapor edilmiştir.   
  2. Fizyoterapi ve Egzersizler: Fizyoterapist eşliğinde uygulanan çene, boyun ve omuz kaslarına yönelik germe ve gevşeme egzersizleri, yüzeysel ısı uygulamaları ve manuel terapi, kas spazmını ve sertliğini hafifletmede yardımcı olabilir.   
  3. Altta Yatan Hastalıkların Tedavisi: Bruksizmi tetikleyen uyku apnesi, reflü veya ilaç kullanımı gibi durumların tespit edilerek tedavi edilmesi, bruksizm aktivitesini doğrudan azaltabilir veya ortadan kaldırabilir.   
Tedavi YöntemiTemel HedefEtki MekanizmasıEtkinlik Oranı (Ortalama)Önemli Not
Oklüzal Splint (Gece Plağı)Dişleri korumak, eklemi dinlendirmek.Diş temasını engeller, çene eklemini stabilize eder. %85-90 Merkezi nedeni ortadan kaldırmaz, yalnızca hasarı önler.
Botoks (BTX) UygulamasıKas kuvvetini ve hiperaktiviteyi azaltmak.Masseter/Temporal kaslara enjeksiyonla kasılmayı geçici olarak bloke eder. %70-80 Etkisi 4-6 ay sürer, tekrarlanması gerekebilir.
Bilişsel-Davranışçı Terapi (BDT)Stres ve anksiyeteyi yönetmek.Bireyin farkındalığını artırır, alışkanlık kontrolünü sağlar. %60-75 Kök nedene odaklanan uzun vadeli çözüm sunar.

Daha Huzurlu Sabahlar İçin Bütüncül Yaklaşım

Bruksizm, yani gece diş sıkma, sadece dişlerdeki aşınmayla sınırlı bir problem değildir; etiyolojisinde merkezi sinir sistemindeki düzensizliklerin, stresin ve uyku bozukluklarının (Nörolojik) baskın olduğu karmaşık bir hareket bozukluğudur. Sabah baş ağrısı ve yüz yorgunluğu ise, bu nörolojik tetikleyicinin çene kasları ve eklemlerinde yarattığı kronik aşırı yükün doğrudan fiziksel sonuçlarıdır (Dental/Müsküler).   

Bu nedenle, tedavi yaklaşımlarının bir “diş problemi” olarak değil, bir “vücut-zihin etkileşimi” sorunu olarak ele alınması gerekmektedir. Mekanik koruma (splint) ve kas gücünü yönetme (Botoks) gibi kriz yönetimi araçları yüksek etkinlik sunsa da, kronik bruksizmi yönetmenin sürdürülebilir yolu, fiziksel tedaviyi, dental yaklaşımları ve psikolojik desteği (BDT) birleştiren multidisipliner bir programdır.   

Ne Zaman Uzmana Başvurmalısınız?

Aşağıdaki belirtilerden herhangi birini sürekli yaşıyorsanız, ilerleyici doku kaybını ve ağrının kronikleşmesini önlemek için bir çene eklemi tedavisi ile ilgilenen diş hekimine veya uzmana başvurmanız kritik öneme sahiptir.   

  • Sabahları düzenli olarak şakak veya çene bölgesinde gerilim tipi baş ağrısı ile uyanmak.   
  • Çenenizde sürekli yorgunluk, sertlik veya ağrı hissetmek.   
  • Dişlerinizde belirgin aşınma, çatlak veya artan sıcak/soğuk hassasiyeti fark etmek.   
  • Ağız açma/kapama sırasında çene ekleminden klik, çıtırtı sesi gelmesi veya çenede kilitlenme hissi.   
  • Gece horlama veya uyku kalitesinde bozulma şüphesi (uyku apnesi olasılığı için).   

Erken teşhis ve multidisipliner uzman işbirliği, bruksizmin etkilerini önemli ölçüde azaltmanın ve günlük yaşam kalitesini artırmanın en kesin yoludur.